27 Aug

Sizlere yıllardır Ahmet Kaya’nın yüreğime her defasında ince bir sızı bırakan o eşsiz sesinden bıkmadan dinlediğim, ”Zagreb radyosunda Lili Marlen Türküsü” hakkında birşeyler anlatmak istiyorum.

“Lili Marlen Türküsü” aslında tarihte hiçbir komutanın emri olmadan bir savaşı durdurmayı başarabilen bir şarkıdır.

Şarkı Rus Cephesi’nde Alman askeri Hans Leib’in kışla önünde sokak lambasının altında nöbetteyken sevgilisiyle buluşması ve sonrasındaki hüzünlü vedalarını konu alır.

1915 yılında Hans Leib’in 1. Dünya Savaşı sırasında cephede aşık olduğu iki kadının bir şiirde buluşmasıdır. Yani Lili ile Marlen aslında iki farklı kadındır ve Hans Leib’in düşlerinde tek bir kişiye dönüşmüşlerdir.

Her akşam saat 22:00’a 5 kala tüm cephelere yayın yapabilen Belgrad radyosunda bu şarkı çalınmaya başlanır. Şarkıyı ilginç kılan şey ise aynı anda karşı cephedeki askerlerin de siperlerinde şarkı ile kendinden geçmeleri olur. Hatta düşman askerler siperlerinden başlarını çıkararak Almanlar’a, “Radyonuzun sesini biraz daha açar mısınız” diye seslenirlermiş. Şarkı bitene kadar ise hiçbir cephede hiçbir asker tek bir kurşun bile atmaz, hayaller alemine dalarak, geride bıraktıkları sevdiklerini düşleyerek şarkının bitmesini beklermiş.

Böylece Lili Marlen türküsü hiçbir komutanın emri olmadan savaş durduran tek şarkı olarak tarihteki yerini alır. Aşkın bunca kötülüğe ve şiddete rağmen askerlerin kalbinde yankılanmasının acıklı türküsü de diyebiliriz Lili Marlen türküsü için.

Sonrasında sevgili şair Atilla İlhan’ın kalbinden de bu türkü için güzel mısralar dökülür ve elbette bu sadece şiir olarak kalmaz ve Ahmet Kaya’nın sesinde ölümsüzleşir.

“Biz İnsanlar yemin ettik imanımız var
Özgürlük için, Özgürlük aşkına.
Savulacak dönem, savulacak düşman,
Dehrin cefasını çektik, sefasını süreceğiz

Akşam olur mektuplar hasretlik söyler
Zagrep radyosunda Lili Marlen Türküsü
Dost ağlar karanfilim
Marş söylemeden ölmek bize yakışmaz…”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *